|

Taksim'deki Sismanoglio Megaro binasında açılan 'Sotiris Felikos Koleksiyonundan Çağdaş Yunan Resmi' adlı sergideki eserleri, ressamları anlattı. Betimsel resmin temsilcisi olan ressamlar, İstanbul'a hayran
Müziğine, edebiyatına, mezelerine, hatta sirtakisine bile aşinayız, ama Yunan resim sanatı denilince, üstelik bir de başına 'çağdaş' eklenince, bocalamaya başlıyoruz. Birkaç Yunan ressamın adını sayabilmek hiç kolay değil. Taksim'deki Sismanoglio Megaro binasında açılan 'Sotiris Felikos Koleksiyonundan Çağdaş Yunan Resmi' başlıklı sergi, işte bu eksikliği gidermek için bulunmaz bir fırsat. Atina'da yaşayan sanatsever bir avukat olan Sotiris Felikos, yıllardır tek tek biriktirdiği tablolardan yaptığı özel seçkiyi, İstanbulluların ilgisine sunuyor. Aralarında Yannis Moralis, Hronis Botsoglou gibi akademilerde hocalık yapan ressamların birer eserinin de bulunduğu sergide Stefanos Daskalakis, Tasos Mancavinos, Hristos Bokoros, Kostas Papanikolau, Yorgos Rorris ve Edward Sakayan'ın resimleri yer alıyor. Geçen yıl Atina'da Benaki Müzesi'nde de sergilenen eserler hakkında açılışa katılan sanatçılarla konuştuk. Eserler, binanın ilk katında, her ressam için ayrı birer bölüme yerleştirilmiş. Birinci kattaki salonun girişinde karşımıza önce Moralis ile Botsoglou'nun tabloları çıkıyor. Hayatta olmayan Moralis, sade bir geometriyle sanki bedeni yeniden biçimlendirmiş. 2002'de 75 yaşındayken yaptığı Aşk adlı tablosu, sanki 25 yaşındaki bir kadının bedenini geometrik dokunuşlarla betimliyor. Botsoglou'nun Kişisel Bir Nekyis adlı çalışma serisinden, sergide yer alan Nekyia No. 15 de annesinin yaşamından beş ayrı evreyi, aynı tablo içinde etkileyici biçimde yansıtıyor. Birçok ressamın hocalığını yapan Botsoglou, ''Mehmet Güleryüz, çok yakın arkadaşım. Birçok kez birbirimizin evinde kaldık. İstanbul da benim için efsanevi bir şehir,'' sözleriyle başladı konuşmamıza... 28 eserlik 'Nekyia' serisindeki tablolarında yağlı boya kullanmayan Botsoglou, toz boya kullanmış. Tablolarında vermek istediği ise nasıl hatırlayacağımız; renkle mi, yoksa şekille mi? Çağdaş Yunan ressamların, güncel sorunları resmettiğini söyleyen Botsoglou, "Ben insan figürünün tabloda nasıl resmedilebileceğine dair bir çözüm buldum. Gençler de yeni çözümler bulacak. Ben bunu 1960'larda buldum.''
Koleksiyoner Sotiris Felikos Sergi, aramızda küçük bir yol açtı "İstanbul,ilham veren bir şehir. Boğaz vapurlarına bindiğimde, bir elimle Asya'yı, bir elimle de Avrupa'yı tutuyorum. Bir ziyaretim sırasında Başkonsolos Bornovas, bana bu mekânı gösterdiğinde ben de 'İşte fırsat bu fırsat,' dedim. Bir süre sonra, 'Gel, sergiyi yap,' dediğinde, önce eserleri nasıl yerleştirebileceğimi düşündüm. Benim için zordu, çünkü sanat, özellikle resim ve bu tablolar, belki bizim ilişkimiz için küçük bir yol. Onun için iyi düşünmeliydim. Sanat, bir dil. Kafamda ilişki kavramı vardı. Sergiyi gezecek Türk sanatseverlerin eserleri seveceğini düşünüyorum. Böylece yolu açmış olacağız.''
Stefanos Daskalakis Modellerimi ışıkla sonsuza götürüyorum "Bir tablonun anlamı, bittikten sonra çıkar. Resmin kendisi, bir dünya keşfetmeme yardım eder. Ben modellerle çalışıyorum. Her tablo bir ay sürüyor. Bu sürede modeli de tanıyorum. Yüzlerine vuran ışığın onları sonsuzluğa götürdüğünü düşünüyorum. İstanbul'da bana modellik yapacak birini bulsaydım, çok özel atmosferi olan bu şehri de mutlaka içine alırdım.''
Hristos Bokoros Betimsel resmi, İstanbul'a borçluyuz "Büyükbabam ve büyükannem mübadeleden daha önce Türkiye'den Yunanistan'a göç etmiş. Bu yüzden şimdi İstanbul'da eserlerimin sergilenmesinden dolayı çok mutluyum. Ben betimsel resim yapıyorum ve bunu da İstanbul'un tarihine borçluyuz. Doğu İmparatorluğu'nda ikonalar savaşı 200 yıl sürmüştü. Bu müthiş savaşlardan sonra bazı Bizanslı ruhaniler, 5. sinotta ikonaların tekrar kiliselere girmesini sağladı. Ben bunun Yunan ikonaseverliğinin bir zaferi olduğunu düşünüyorum. Aynı zamanda Hıristiyanlık bir ikonada vücut buldu.''
Yorgos Rorris Yunan resminde nü yoktu "Ressam, modelden ilham alır. Resmin nereye kadar gideceğini de model belirler. Önemli olan ressamın alçakgönüllü olması ve modeli anlamaya çalışmasıdır. Benim modellerimin hepsi kadın. Çünkü kadın dünyası gizem dolu ve beni ilgilendiriyor. Dokuz yıldır nü yapıyorum, daha önce portre çiziyordum. Nü, 18. yüzyılda en iyi dönemini yaşamış bir tür. Oryantalizme kadar gidiyor. Bu bana özgürlük verdiği kadar zordu da... Çünkü Yunanistan'da bir nü geleneği yok. Bunu yapabilmek özgüven iiiistiyor. Tablolarımda hiç motif yok. Bu yüzden Türk insanının resimlerimi nasıl değerlendireceğini düşünmek beni çok heyecanlandırıyor. Çünkü İstanbul'da her yer motiflerle dolu.''
Kaynak: SABAH Gazetesi 06/11/2010
|